Çok güçlü insanlar var. Gerçekten mesela bazen düşünüyorum da benim dayanamayacağım onca şeyi kaç kere yaşamış hatta yaşıyor olan insanlar bunlar. Birkaç olay olunca oturup ağlayan ben varım bir de. Benim başıma gelse ne yapardım? Büyük ihtimalle burada olmazdım. Ya hastane ya bar.. Ama onlar mesela böyle değiller hayranım hepsine. Gayet normal bir şey sanki onlar için. Ne denir bilmiyorum takdir ediyorum? Hayır daha öte bir şey. Hayranım. Direk gidip 'Mükemmelsin. Biliyor musun?' demek istiyorum.
Düşünsenize bir arkadaşım var 4 yıldır sırılsıklam aşık olduğu çocuktan 3 yıl 'arkadaş' olarak bahsediyor. Açıla
mıyor.Sonra bir yer geliyor ki çocuk buna küsüyor, konuşmuyorlar tek kelime. O da artık kaybedecek bir şeyim yok diyip açılıyor. Ve aldığı cevap 'Siktir git.' oluyor. Her sabah aynı sınıfa geliyorlar sanki birer yabancı gibi konuşmuyorlar ama her akşam o kız ağlayarak uyuyor. Acı değil mi?
Sonra başka biri daha var. 8-9 yıllık arkadaşları var 'kardeş' dediği ama sonra başka bir kız çıkıp geliyor tek başına, yapayalnız. Ağlıyor, burada kimsem yok diye. Ee insanlık hali bizimki acıyıp o kardeşlerine söylüyor yalnız bırakmayın yazık diye. Ama sonra her şey beklenilen gibi olmuyor. Kızla kavga ettiklerinde 'Arkadaşların artık benim. Sana ihtiyacım yok' diyor. Ve daha kötüsü ne biliyor musunuz? Tüm bunları düşünürken kendi içindeki boşlukta kayboluyor. Yazın kaybettiği dedesinin bıraktığı boşlukta. Duygularını yaşayamıyor içine atıyor.Hepsiyle tek başına mücadele etmeye çalışıyor.
Başka birini anlatayım. Çok duygusal kendisi kalbi çok çabuk kıralabilenlerden hani. Hem uvey babasi var normal mutlu aile tablosu yasayamamanin zotlugunu yasiyor surekli hem de p
latonik. Naparsın utangaç da gidip açılamıyor. Sadece izliyor. Ama nefret ettiği kızkla gördüğünde onu. Her seferinde o farkında olmasa bile ağlıyor, sanki dünya başına yıkılmışçasına. O maviş güzel gözleri her seferinde ıslak oluyor.
Diğerine geçelim. Sevgilisi vardı. Biz evleneceklerini düşünüyorduk hatta, çok yakışıyorlardı. 2 sene çıktılar. Sonra sınav zamanı geldi. Evet ikisi de aynı yere girdiler. Her şey güzel değil mi? Ama sevdiğin çocuğun gözlerin önünde değiştiğini görmek.. Zor, çok zor, elinden bir şey gelmemesi. Üstelik başka birinden hoşlanıyorum cümlesini duymak. Ağlıyor çocuğun gözleri önünde ama önemli mi ki?
Sonra senelerdir en yakın arkadaşı olan insanla kavga etmek var. Küsmek küsmemek arasındakikavgalar var. Yapmacıksın lafını duyup kişiliğini değiştirmek ama yine de beğenilmemek insanların isteklerini yerine getiremeyeceğini anlayıp içine kapanmak var.
Anladınız işte hepsinin anlatılacak olayları, dönüm noktaları, 'öldürmezse güçlendirir' diyebilecek hikayeleri var. Ama bir de ben varım. En ufak bir şeye ağlayan hemencecik pes eden ben. Şu zamana kadar sadece anneannesini ve öğretmenini kaybetmiş, sadece tek bir dostuyla kavga etmiş. Onun dışında başından kayda değer hiçbir şey geçmemiş ben. Ama yine de sanki ölüm kalım meselesi yaşamış gibi dağıtan ben. Ama onlar öyle mi? Her gün üstlerinde büyük bir yükle kalkmasına ağladıklarında kuytu köşelerde ağlamalarına rağmen sanki 'her şey yolunda'ymış gibi yaşayan insanlar bunlar. Kelimelerim yetmiyor burada. Sanki hayatın kazığını yiyip de hayata devam etmek. Evet hayat her zaman devam eder. Ama aynı devam etmez hiçbir zaman. Onlar benim 'kahraman'larım. Sabah normal insan gibi davranmalarına rağmen göründüğünden daha güçlü, dayanıklı kahramanlarım. Ve ben. Ben hiçbir zaman öyle olamayacağım. En ufak bir şeyde ağlayan sulugöz ben.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder