Bugün acayip mütiş bir deneyim yaşadım. Hani çoğu insan der ya hiç bilmediğim bir ülkeye gitmek istiyorum, bilmediğim yerlerde kaybolmak istiyorum vs vs diye. yani en azından ben duyuyordum böyle cümleler. Ve bugun onu yaşasım aslında tamamen değil ama yine de güzeldi. Tamam tamam başlıyorum anlatmaya.
Yaşım dolayısıyla e bir de bilmediğim bir ülkede olmanın etkisiyle babam ve kardeşimle geziyorduk bu sabah. Benim elimde harita önden gidiyorum onlarda arkamdan geliyor. Dün geçtiğimiz yollardan gidiyoruz. Sonra bir köşeye geliyoruz. Ben sola diyorum babam sağa. Ben yürümeye başlıyorum, hani nasıl olsa arkamdan gelecekler ya. Baya arkama bakmadan yürüyorum. Upuzun caddeyi bir anda geçiyorum işte o sırada arkama bakıyorum kimse yok. Bir anda bacaklarım titriyor 5. sınıfta herkesin önünde andımızı okuduğum günden beri bu kadar titrememişti sanırım. Ama yine de inat ettim ya dönemem geri öyle de bir huyum var. Yavaş yavaş sallana sallana gidiyorum sokakta. Etrafa bakına bakına. Gitmek istediğim yere vardığımda oturup beklemeye başladım. 5 dakika oldu. 10 dakika oldu. 15 dakika oldu. Hala öylece oturuyorum orada hiçbir şey yapmadan. 20 dakika 25 dakika. tabi sabırlı biri miyim ben kesinlikle hayır. Kalktım oturduğum mermerden rastgele yürümeye başladım bilmiyorum nereye gidiyorum. En son Schaerbeek'teydim. Dalmışım. Düşünüyorum. Zaten sadece tek başıma olduğumda böyle derin düşünürüm.
Acaba ben gerçekten özledim mi? En başta hemen hayır dedim refleks olarak. Kendime bile inkar edmem zaten sevdiğimi özlediğimi. Sonra neden o zaman rüyalarında görüyorsun dedim ve takıldım. Sahi neden görüyordum ki. Öyle rastgele olmazdı benim rüyalarım hepsinin bir anlamı olurdu. Biliyordum bunu. Hem yeni girmişti ki o hayatıma öyle çok uzun zaman olmamıştı diye kendimle tartışırken kendimi Madou'da buldum.
Durağa baktım. 65 Nato. Ne otobüsmüş her yerden geçiyor diyip durakta beklemeye başladım. Çok geçmeden de geldi zaten oturdum bir köşeye etrafı izledim. Adını bilmediğim bir sürü duraktan geçtik. Sonunda tanıdığım bir yer gördüm. Marriot. En son sefer geldiğimizde annemle burada kalmıştık. Ve bu birkaç dakika sonra Nato'da olacağımı gösteriyordu. Son durak. Oyalanmadan yürümeye başladım yaklaşık 1-2 km vardı annemin iş yerine. "info" daki kadın besbelli buranın yerlilerinden değildi. Birçok insan gibi o da kendi ülkesinden ayrılıp iş için buraya gelmişti. Yeşil gözlü kahverengi saçlı. Birkaç saniyeliğine de olsa onun gibi olmak istedim. Sonra hemen kafamda söylemem gereken cümleleri düzenlemeye çalıştım. Genelde bunu yapmadığımda heyecandan saçmalardım çünkü aslında neden heyecanlandığımı ben de anlamam onlar da insan sonuçta neyse. Telefonun diğer tarafından annemin sakin sesini duyunca bu akşam o kadar da azar işitmeyeceğimi düşündüm.
Ve işte şimdi annemin iş yerinin kantininde oturmuş param bitene kadar aldığım çikolataları yiyorum. Tek başına nereye gittiğini umursamadan gezmenin verdiği mutluluk ve akşam babamın ne kadar kızacağını düşündükçe verdiği huzursuzlukla bunu yazıyorum. Özetle günüm böyle geçti. Alışılmadık. Bir de çok susadım. 8 tane Kinder maxi yemeden önce su da almak gerekiyormuş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder